Tayyip ERDOĞAN, seçimlerden önce Anayasada değişiklik yaparak, özellikle yüksek yargıyı tamamen yürütmeye bağlayarak, yargının; Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan üç erk’ten biri olma konumuna son vermekte kararlı olduğunu, beyanlarıyla ortaya koymuştur.
Biz, önce siyasette reform yapılarak, siyasal parti liderlerinin partileri üzerindeki sultasına son vermeden, seçim barajı kaldırılmadan, Milletvekili adaylarının belirlenmesinde demokratik yöntemlere geçilmeden, yargı reformu adı altında yapılacak olan Anayasa değişikliği ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Anayasa Mahkemesinin yapısının ve bu organlara üye seçim yöntemlerinin değiştirilmesi yoluna gidilmesinin mahzurlarını, daha önceki yazılarımızda defalarca açıklamış ve bu konularda kamuoyunu aydınlatmaya çalışmıştık.
Artık, aynı şeyleri tekrarlamaktan bıktığımız için, şu Anayasa değişiklik tasarısını hele bir görelim noktasına gelmemize rağmen, Recep Tayyip ERDOĞAN imalatı olan Anayasa değişiklik tasarısını görüp değerlendirme yapmamız, bir türlü mümkün olamıyor.
Recep Tayyip ERDOĞAN konuşmalarında, sürekli olarak, ay sonuna kadar tasarının muhalefet partilerinin görüşlerine sunulacağını beyan etmekle yetiniyor.
Anlaşılıyor ki, Anayasa değişiklik tasarısı, ne kadar geç açıklanıp kamuoyunun bilgisinden kaçırılırsa, AKP lideri Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından kar addediliyor.
AKP, yıllardan beri yeni bir Anayasa tasarısı üzerinde çalıştığı için, hazır olduğundan şüphe duymadığımız değişiklik tasarısını ne hikmetse bir türlü açıklamıyor.
Anayasa değişiklik tasarısının açıklanması geciktirilmek suretiyle, tasarı ile getirilmek istenen olumsuzluklar, adeta, bilinçli olarak halkımızdan gizleniyor.
Tasarının açıklanmasını ve kamuoyunun bilgisine sunulmasını geciktirmenin bir taktik olduğu ve Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın, kendi Meclis çoğunluğuna dayanarak, yangından mal kaçırır gibi bir Anayasa değişikliği yaparak halk oyuna sunacağı anlaşılıyor.
Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın, Anayasa değişikliği için, muhalefet partilerinin, üniversitelerin, yargı organlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve sade vatandaşların katkılarını almayı ve bunlarla uzlaşmayı düşünmemesine rağmen, çok önceden hazır olduğundan şüphe duymadığımız Anayasa değişiklik tasarını hiç değilse, kamuoyuna açıklaması, birer örneğini muhalefet partilerine, üniversitelere, yüksek yargı organlarına ve tüm sivil toplum kuruluşlarına göndererek, göstermelik de olsa, tasarıyı tartışmaya açması gerekmez mi?
Gerekmesine gerekir ama, bu sürecin çok kısa tutularak, halkımızın, yapılacak olan değişikliklerin sakıncaları konusunda uyarılması ve aydınlatılmasının ve halk oylamasından olumsuz bir netice çıkmasının engellenmesi arzulandığı için, tasarının kamuoyuna sunulması, geciktirildikçe geciktiriliyor.
Demokrasiyi, sadece, askeri darbe girişimlerinin önlenmesine yönelik çabalara indirgeyen, her türlü sivil diktayı hoş gören ve yandaş olmayan köşe yazarlarını gazete patronlarının sansürüne tabi kılarak, onları patronları tarafından kollarından tutularak atılası lüzumsuz kişiler olarak gören Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın bu demokrasi anlayışı karşısında, ondan demokratik bir tavır sergilemesini beklemekle hata mı ediyoruz dersiniz?
Güner Yiğitbaşı