Hükümetten yakın destek gören İsmailağa cemaatine yönelik soruşturma yürütülmesinin ardından yargıda bugüne değin görülmemiş ilkler yaşandı. İlk kez Başbakanlık’tan bir savcıya açıktan “siyaseten zora girecekleri” gerekçesiyle gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması mesajı iletildi, MİT bölge başkanlığı polisler tarafından basıldı, bir savcılık bir başka başsavcılığın yetkisini kaldırdı, polise savcının talimatlarına uymama emri verildi. Soruşturmada 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in ifadeye gelmesi için süre verilmesi tartışılırken cemaat soruşturmasında düğmeye basan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in makam odasının polislerce basılması da bir ilk olarak yargı tarihine geçti.
3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in Ergenekon süphelisi olarak ifadesinin alınması için 10 gün içerisinde savcılığa gelmesi talimatı gözleri yeniden Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’na çevirdi. Erzincan Başsavcılığı’nın İsmailağa cemaatine yönelik başlattığı ve 235 şüphelisi bulunan soruşturmanın Ankara’dan öğrenilmesiyle başlayan ve Erzurum Başsavcılığı’nın 10 Mart 2009 tarihinde devreye girerek dosyayı almasıyla gelişen sürece bakıldığında, cemaate dokunan yargı ile kolluk güçlerinin neler yaşandığına ilişkin ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
Erzincan Başsavcılığı, 2 Kasım 2007’de İsmailağa cemaatinin okulöncesi çocuklara eğitim verdiği ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan çalışma sonucunda, İsmailağa cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yaşadığı İstanbul başta olmak üzere 16 ilde operasyon için hazırlığa başlandı. Ancak örgüt üye ve yöneticilerine “içeriden” bilgi sızdırıldığı anlaşılınca, operasyonlar askıya alındı. Operasyon planlamasında 235 şüpheli bulunurken bunların arasında en dikkat çeken isim ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş oldu. Operasyonlarda, Mahmut Ustaosmanoğlu, Ahmet Mahmut Ünlü (Cüppeli Ahmet Hoca) , Yeni Şafak gazetesinin sahibi Ahmet Albayrak’ın da bulunduğu isimler hakkında arama ve gözaltı kararı çıkardı. Ancak Erzurum Başsavcılığı’nın bu karardan 3 gün önce operasyon yapması, Erzincan merkezli yürütülecek baskınları engelledi. Yapılan ikinci gözaltı hazırlığından birkaç gün önce Erzurum Başsavcılığı’nın bir operasyon daha yapması üzerine baskınlar yalnızca Erzincan ile sınırlı kaldı.
İmzasız ihbarla başladı
Erzurum Özel Yetkili Savcılığı, kendisine gelen imzasız bir ihbar üzerine devreye girerek cemaat yapılanmasının silahlı olduğu bu nedenle de yetkinin kendisinde toplandığı gerekçesiyle Erzincan’dan dosyanın tamamını istedi. Erzincan Başsavcılığı ise cemaatin silah ve şiddete başvurmadığı bu nedenle yetkinin kendisinde olduğu gerekçesiyle isteme karşı çıktı. İki başsavcılık arasındaki “hukuk kavgasına” Ankara da dahil oldu. Adalet Bakanlığı, cemaat soruşturmaları yürüten Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında “cemaate neden dokundun” soruşturması başlattı. Adalet Bakanı’nın verdiği olurla da hakkında adli soruşturma başlatılan Cihaner hakkında, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde de 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İlhan Cihaner’in Ergenekon terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle de telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı.
Başbakanlık devrede
Cihaner’in cemaat soruşturmasının ilk operasyonunda 9 kişiyi gözaltına aldığı gün Başbakanlık’tan telefonla arandığı da anlaşıldı. Cihaner, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in kendisini arayarak gözaltındaki kişileri bırakmasını istediğini HSYK’ye de iletti. Cihaner, HSYK’ye verdiği savunmasında, Çiçek’in bu isteğine “cezaevlerinin doluluğunu ve seçimler öncesi (29 Mart yerel seçimi) kendilerini siyaseten zorda bırakacak olmasını” gerekçe gösterdiğini anlattı.
Cemaat dosyasını alan Erzurum Başsavcılığı ise 235 şüpheliden yalnızca 16’sı hakkında dava açtı. Dosyayı devralan Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal, daha sonra bölgede “Ergenekon” soruşturmasını yürütmeye başladı. Erzurum Başsavcılığı, Erzincan Başsavcılığı’na gönderdiği yazıyla “yetkisini kaldırdığını” açıkladı. Yargıda savcılıklar arasında ast üst ilişkisi olmamasına karşın bir savcılığın “yetki kaldırdım” demesi bir ilk olarak tarihteki yerini aldı. Erzurum Başsavcılığı’nın, Erzincan Valiliği’ne gönderdiği bir başka yazıda ise jandarma ve emniyetin Erzincan Başsavcılığı’nın talimatlarına uymaması istenirken bu konuda valiliğin kendilerine destek olması da istendi.
8 tutuklama gerçekleşti
İsmailağa cemaati soruşturmasının ilk araştırmasında, istihbari çalışmasında ve kolluğunda bir şekilde görev alanlar birer birer gözaltına alınıp tutuklanmaya başlandı. Soruşturmaya katılanlar ve başlarına gelenler şöyle:
Cumhuriyet tarihinde ilk kez polisler MİT’i bastı. Erzincan MİT Bölge Müdürü Şinasi Demir ile yardımcıları Kıvılcım Üstel ve Sadri Barkın İnce tutuklandı. Cemaate ilişkin istihbari çalışmayı yapan il jandarma komutanlığında görevli istihbarat şube müdürü Binbaşı Nedim Ersan, yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut, astsubay Orhan Esirger, astsubay Şenol Bozkurt değişik tarihlerde tutuklandı. Son olarak cemaat soruşturması döneminde Erzincan İl Jandarma Komutanlığı’nı yürüten Albay Recep Gençoğlu tutuklandı.
Savcılar mahkemelik
Cemaat soruşturması için düğmeye basan Cihaner’in evi ve adliyedeki makamının aranması, yaşananlarda son halka oldu. Cihaner, odasında arama yaptıran Osman Şanal ile davalık olmuştu. Cihaner, özel yetkili savcı Osman Şanal’ın cemaat soruşturmasında kuralları ve uygulamayı hiçe sayarak gizliliği ihlal ettiği ve soruşturmaya zarar verdiği savıyla dava açmıştı. Dava dilekçesinde, Şanal’ın Erzincan Başsavcılığı’nca yürütülen ve görev alanına girmeyen İsmailağa ve Gülen cemaatine ilişkin soruşturma dosyasında, “kuralları ve uygulamayı hiçe sayarak, gizliliği ihlal ettiği, soruşturmaya zarar verdiği” savı öne çıkarılmıştı.