Ana Sayfa| Künye | AMACIMIZ | Önerilen Linkler | Biz Kimiz ? | İletişim | Giriş Sayfam Yap | Favorilere Ekleyin | Üyelik | Rss

Ana sayfa Fityan Yazıları
Süreçler ve Halkın Durumu
Fityan
Türk Genci

diğer yazılarım

 

Sevgili arkadaşlar,

 

            Uzun zamandır bu köşede yazmadım. Vatani görevimi yaptım. Askerlik sürecinde gündemi mümkün olduğu kadar takip ettim. Bu ilkyazımda ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkma çabasında olan arkadaşlara ışık olacağına inandığım bazı temel konulardan bahsedeceğim. Bu ilkyazımda şimdiye kadar yaşanmış süreçlerle ilgili kısa bir özetleme yapacağım. Daha sonraki yazılarımda ise neler yapılması gerektiği konusunda kendi fikirlerimi ortaya koyacağım.

 

Sevgili arkadaşlar;

           

Halkımızın Kurtuluş Savaşı sınavını verişinin üzerinden yaklaşık seksen yıl geçti. Türkiye Cumhuriyeti sürekli ve çetin bir uğraşının sonucu ortaya çıktı. Bu konu hakkında kilit noktası bir sorum olacak ve yazımın devamında bu kilidin anahtarı olabilecek fikirlerimi sizlere sunacağım. Sorum şu;

 

            “Mücadele yılları sürecinde yani kısacık bir zaman diliminde ulusu uyandıran, karanlıktan aydınlığa doğru yürüten etki neydi ve neden bu etki günümüzde etkin değil?”

 

            Tarih bize apaçık göstermektedir ki; insanoğlu bıçak kemiğe dayanmadıkça uyanmakta zorlanmaktadır. Kurtuluş yılları bıçağın kemiğe saplandığı bir dokunun sentezidir. İşte bu doku Mustafa Kemal’in çok iyi gördüğü ve ulusun kurtuluşu için çok iyi değerlendirdiği bir fırsat yaratmıştır. M.Kemal ulusuna sahip olması gereken bir gücü gördürmeyi çok iyi başarmıştır. İşte ulusun mücadelesinde başarılı olmasını sağlayan bu güç “ulusal irade”dir. Ulus bu kudret sofrasından nasiplenmiş ve birlik ruhunun ne olduğu konusuna tanıklık ederek irade sahibi olmuştur. Bu fırsat doku yani yokluk hali kısa sürede büyük devrimler yapılmasını, büyük işler başarılmasını sağlamıştır.

 

            İnsanı maden-bitki ve hayvan kimliklerinden ayırt eden en önemli özellik toplumsallığını(sosyalliğini) akılla elde etmesidir. Sosyal olmak birlik ruhunun gereğidir. Bu toplumsallık vahşi bir toplumsallık değildir. Toplumsal bir birey olabilmek için insanların belirli bir refah seviyesinde yaşamaları yani bireyleşmeleri şarttır. Bu şart adil bir rızk dağılım sistemine bağlıdır. Adil olmayan bir sistemde insanın sosyalleşmesini, birlik ruhunu özümsemesini ve hatta evrensel bilince erişmesini beklemek gaflet, bu sistemi savunarak yaşamaksa dalalet olacaktır. İşte M.Kemal bu gerçeğin bilincinde olarak adil bir rızk dağılım düzeni kurulması yolunda halkın çok büyük işler başarmasına ön ayak olmuştur. Ancak bu çalışmaları yanlış değerlendiren, münafık icadı gören zihniyetler O’nu diktatör olarak değerlendirmiştir. Halkın bu yüksek seviye akıl barındıran ilerlemeyi gönül gözüyle özümsemesi için eğitimi ulusun bir numaralı meselesi olarak gören bir insan, nasıl diktatör olabilir? Elbette ki iyinin ve doğrunun bilgisini, eğitimle ve zihinsel arınmayla elde edecek bir halk; O’nun haklılığını görecek ve O’nun gösterdiği yolda yürümek için aşkla dolacaktır.

 

            Peki böyle mi oldu? Hayır maalesef ölümüyle ve hatta daha ölmeden bu süreç sekteye uğratıldı. Onun bu doğru yol göstericiliğinin yani önderliğinin farkında olmayan bencil kişiler ve zümreler, bu düzeni yıkacağız diyerek yola koyuldular. Ülke belirli bir refah düzeyine erişmişti. Kurtuluş yıllarının sefaleti ortadan kalkıyordu. O kadar güçlü ve köklü bir düzen kurulmuştu ki halkı bu yolun aksine inandırmak, kısa sürede mümkün değildi. İşte bu durumun farkında olan yayılımcı politika sisteminin savunucuları asırlık planlarında değişiklikler yaparak “zamanın güzelliği” takma adlı birisi gibi ve O’nun zihniyetinde yol alan aynı yoz düşüncenin evlatlarını düzeni yıkmak için maşa olarak kullanılacaklardı.

            Ulusun iliklerine kadar işlemedikçe hiçbir fikir ve düşüncenin işe yaraması mümkün değildir, ancak an ve an planlanıp, sabırla yoğrulursa işe yarayacaktır. Çünkü halk bir kurtuluş savaşından çıkmış, itidal seviyesine erişmek üzere üretiyordu. İşte böyle bir durumda bu düzeni bozmanın yolu yavaş yavaş iliklere kadar işlemekle mümkündür. Bu hedefe erişmek için gerekli insan kaynakları da kamplarda, tarikat duvarları arasında yetiştirilecek ve ardından halkın evlatlarına yozlaşmışlığı aşılamak üzere okullara, iş dünyasına, ailelere kadar gönderilecek, zihinler bulandırılacak ve ardından ulusun güneşi batırılacaktır. Hatta bu oluşumlarını aydınlık kaynağı diye adlandırdıkları evlerle reklam edeceklerdir. Güya Ata’nın kurulmasına ön ayak olduğu bu karanlık düzeni yıkmak için halka gidecekler ve birer mum olacaklardır. Aksine yakılmış olan ışıkları söndürdüklerini göremeyeceklerdir.

 

            Birileri de bu durumun farkındalığına aydınlık giderken erecek, yolun sağıydı soluydu kaosuna saplanacak, bunları gören ordu da darbe üstüne darbe yaparak halkı karanlıktan kurtaracağına inanacaktır. Peki gecenin ikisinde tatlı uykusundan zorla uyandırılan kişi uyandırana nasıl bir tepki verir? Öfke patlamasına kadar gidecek olayların yaşanacağı bir süreç böyle başlayacaktır.

 

Halk kurtuluş yıllarının ardından bu köklü düzene secdesini çoktan yapmış, güvenmiş durumdadır yani devlet baş tacıdır. Böyle bir durumu fırsat bilenler de camilerden ayakkabı çalan hırsızlar gibi, çaktırmadan hırsızlıklarını yapmakta, mal üstüne mal yığmaktadırlar. İnsanların kafasını kaldırıp ne olup bittiğini algılamalarını engelleyecek uyuşturucu nitelikli, sarhoş edici planlar radyolardan, televizyonlardan magazinlerle, dizilerle şaşalı bir biçimde sunulacaktır. Halk artık uyuşmuştur, çoğunluğunun geçimi gitgide zorlaşmakta, arada bir bundan rahatsız olanlar susturulmaktadır. Yığılan malların bir kısmı ileride muhtaç hale düşen halkı yönlendirmek için kullanılacaktır. İşte cehalet ortalığı tastamam kaplamış, düzeni bozmak için mükemmel fırsat ele geçirilmiştir. Yıllar öncesinden yapılan plan tıkır tıkır işlemekte, yasama, yürütme ve yargı ele geçirilmekte, tüm boşluklar kullanılmaktadır. Halk üç paraya kaderini belirleme hakkını şeytana satmaktadır. Özünde saklı cevherin sesini duymamaktadır. Halkına mutlak bağımlı olan koruyucu güçte, mecburi olarak bu kötülüğe boyun eğmektedir. Kimileri de yok yere hapislere atılmakta, halk bu insanlara içten içe öfke duymaya başlamaktadır.

 

İşte böyle bir sürecin içinden çıkıp bugünlere gelmişken, bugünün farkında olan M.Kemal, ileri görüşlülüğüyle, iradesini eline almış olan ulusuna çok ayan beyan bir çözümü göstermektedir. Bunu da bir iki temel cümleyle nesillere aktarmaktadır.

 

“Hayatta en hakiki mürşid ilimdir.”

“İstikbal göklerdedir.”

 

Arkadaşlar ilim insanoğlunun yaşadığı süreçler sonucu elde ettiği, nesilden nesile aktardığı cevherdir. Tarih buna tanıktır. Hem uzak tarih hem de yakın tarih çok iyi okunmalıdır. En asıl konu şu ki; bu yaşamsal süreçler okunurken Tanrı’nın evreni ve yaşamı yaratırken kullandığı yöntemden yararlanmalıdır. Çünkü tarih şaşırtıcı bir biçimde aynı şekilde şekillenmektedir. Devletler, milletler mikro ve makro boyutlarda yaşamlarını benzer şekilde sürdürmektedirler. Öyle ki O kutsal kitabının indiriliş sırasındaki, daha ilk ayetinde bu yöntemin en temel yöntem olduğunu insanoğluna öğütlemektedir. İnsanoğlu kendisi için gerekli en uygun ölçünün ne olduğunu bilmemektedir. Çünkü cehalet her nesilde sürekli var olmaktadır. İşte bu ölçüyü insanın kavraması için insana çok mükemmel bir yöntem gösterilmektedir. Yaşamın kendisine bakarak hak ölçüyü okumayı öğretmek istemektedir. Böylece insanlar gören gözlere, gönüllere sahip olacaklar ve aslında hiç var olmayan karanlığı gafletinden kurtulacaklardır. Bir nevi sisteme sürekli secdenin hata olduğu bunun yerine yeni başlangıçlara ulaşmak üzere süreçler hakkında düşünülmesi gerektiği(secde arası) ve eğer durum gerçekten ciddiyse uzun uzadıya düşünülmesi gerektiği(kıraat) ve kıyam kararı alınması gerektiği öğütlenmektedir. Kıyamla “zamanın asıl güzelliği”nin yani hak ölçünün farkına varılması sağlanmaktadır. O ete kemiğe bürünmüş bir güzellik değildir. Halkın bağrında, birlik ve beraberliğinde kendini barındırmaktadır. Halkın bu güzelliğin farkına varması için darbe yapmak, hiçbir şekilde fayda sağlamayacaktır. İnsan nasıl huşu içinde namaz kılarken ağır ve sakin davranıyorsa, öyle sakin ve derinden ilerlemelidir. Bu kez devrim, yokluk dokusunun verdiği fırsatlar altında yapılamayacağı için, uzun süreçlere yayılmış bir planlamayla yapılabilecektir. Bu şu demektir; halkın gözü şaşalı bir dünya yaşamının ışıklarıyla nasıl kör edildi ve bu yaşama erişmesi için çeşit çeşit yemlerle tuzağa düşürüldüyse, bu tuzak kuyudan tekrar aydınlığa çıkmak için dikkatlice düşünülmüş eylemlerle halkı kurtarmak gerekmektedir. Her karanlığa saplanan insan kendi kuyusunda mahsur durumdadır. Kuyulara sarkıtılacak ip Allah’ın ipidir. Bu ip gerçeğin kendisidir.

 

Ancak şöyle bir gerçek var ki halkın bu ipi görmesi mümkün değil. Gören gözleri de olmadığına göre ya halkı bu ipe doğru maddi yemlerle yönlendireceksiniz ya da bu yazıyı okuyan her bilinçli insan mum olacak ve kendine her insanı kardeş belirleyip onları aydınlatmak için mücadele edecek. Açıkçası ikinci seçenek daha olur görünüyor fakat bu aydınlatma lafla olmaz. Bu aydınlatma yaşamımızla örnek bir kimlik olarak olur. En zor koşullara rağmen mert, adam gibi adam olarak olunur. Açıkçası ben böyle insanları hiç görmüyorum çevremde. Yaşamın şiddetli rüzgârıyla (zorluklarıyla) anında sönen mumcuklar halindeyiz. Kimisi ölümü dahi göze almakta fakat adımlarını akıllıca atmadığı için başını bu yola vermektedir. En yüce bilge aklını özünün hizmetine veren bilgedir. Peki ne yapmalı da sönmeden ayakta durmalı? Açıkçası bu işin tek çaresi kudret sahibi olmaktan ve bir kuş olup zamanın göklerine çıkarak süreçleri iyi değerlendirmekten geçiyor.

 

İnsanları sadece lafla gerçeğin kendisine çağıramazsınız, insanlara gerçeğin kendisini apaçık göstermelisiniz ki bu da ancak sizin eylemleriniz ve sonuçlarıyla görünür. Fikirlerinizin işe yaradığını çok somut deneyimlerle göstermelisiniz. Sonunda kurtuluşun olacağına iman ettirmelisiniz.

 

Peki bu somut eylemler nelerdir?

 

Lobi faaliyetleri, çağdaş eğitim ve terbiye toplulukları ve ortak bilince dayalı iş ve eğitim yapısı bu sorunun yanıtın ilk aşamasıdır. İnsanlar birlikte hareket ederek geleceklerini şekillendirebildiklerini gördüklerinde sizlere inanacaklardır. İşte geleceğin şekillendirilmesi konusunda ortak bilinç ve lobi faaliyetlerinin nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir sonraki yazılarımda düşüncelerimi sunacağım…

 

Saygılarımla…




Bu haber 344 kere okundu.
 
Tavsiye Et   Yorum yaz   Yazdır  World'e kaydet EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

 
 
henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!
 
 

 

     
   
 
Nihat GENÇ

Ey siz her zamanın vizyon
Hakkı YILMAZ
Kavramlar ve Anlamlar
SALAT (1)
Eren ERDEM
GAYYAdan çıkış...
İmam Hatip mezunu Erdoğan
Yılmaz DİKBAŞ
Ulusal Cephe
TÜRK ORDUSUNA İÇTEN SALDI
Vasıf Kayhan Bayırlı
Yeni Düşünceler...
Köşe Yazarları ne yazar ?
Dr.Hikmet AYTEK
Milli Kale
MİLLİYETÇİLİK TEPKİCİ DEĞ
Turhan FEYİZOĞLU

MUNTAZIR EL ZEYDİ
Ufuk GÜNAÇTI
KESKİNCE
İLK YAZI
Fityan
Türk Genci
Süreçler ve Halkın Durumu
Gökalp TÜRKDOĞAN
Gercek:Yalanlarin türevidir
PARA DÜZENİ
Yücel TANAY

 SAHTE ULUSALCİ PERİNCEK 
Tuna KOLBAŞI
Zihniyet Devrimi
''Ben ne yapabilirim'' di
Ahmet DURSUN
Toplumsal çöküş mü,bilinç mi?
Güçlü hükümet,Güçlü PKK 
Sema ALTUN
İçrem...
Labirent..
Abdullah CENGİZ
Yeniden Düşünmek
Bayram Harçlığı
Baran AYDIN
Fikren Bağımsız Milletler
RUS VE ABD DERİN DEVLETİ 
 
     
   
 
Dr.Ali ŞERİATİ
Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
Dünya görüşü : Tevhid
Prof.Dr. Nadim MACİT

Tekeller ve Yoksullar
Arslan BULUT

AKP BÜYÜK OYNUYOR
Behiç GÜRCİHAN
Açık İstihbarat
İsraille Restleşmenin Özü
 
     
 

   
 
GAYYA - Eren Erdem
BİNYILIN MEYDAN OKUMASI
Biz'den...
Kamuoyuna Duyuru!
Molla-Papaz işbirliği ?
Hakkı YILMAZ'dan çarpıcı
Kabala ve Said Nursi
Özelleştirme yeni birşey
Yüzleşme
Kültür Emperyalizmi
AKP İNCELEMEYE ALINDI!
Hakkı YILMAZ'dan önemli a
Bağımsız Mercek (1.Hafta)
ELDE VAR ATATÜRK!
Büyük Sermaye ve SÖMÜRÜ
 
     
 
     
 

ANKET

 
 

 
     
 

FOTO GALERİ

 
 
. .



..
 
     
     
     
     
     

    Tüm hakları Bagimsizyorum.Com (c) a aittir. İnternet sitemizdeki yazı, resim, video ve haberler kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır.
Tasarım & Programlama netyanus.com.tr


web tasarım I haber sitesi I logo tasarım

site ekle    www.gayyakuyusu.com

www.proyapimarket.com