 |
Ana sayfa
Behiç GÜRCİHAN
Yazıları |
|
İsraille Restleşmenin Özü John Doe Davasında Gizli
|
|
 |
Behiç GÜRCİHAN
Açık İstihbarat
|
|
diğer yazılarım
|
|
ABD Dışişleri Bakanlığı'nda görevli iken özellikle Filistin merkezli "terörizm" konularında çalıştı. Ayrıca Lübnan ve Ürdün merkezli "devlet terörü" konularında da uzmanlaşmıştı.
Görevleri arasında ABD'li diplomatlara Ortadoğu kaynaklı tehditler konusunda temel eğitimlerini vermek de vardı.
Bu alanda Ulusal İstihbarat Tahminlerinin (National Intelligence Estimates) yazımına katkıda bulundu.
Dışişleri Bakanlığı'ndan sonra FBI'ın Terörle Mücadele Birimi'nde çalışmaya başladı ve Quantico, Virginia'da yeralaan FBI akademisinde ajanlara uluslararası terörizm üzerine eğitim verdi. "Teröristler"in finansmanı üzerine de yoğunlaşan bu şahıs, aynı zamanda Filistin'li grupların ABD'deki paravan grupları konusuna yoğunlaşmıştı.
FBI'a katılırken, standart olduğu üzere bir yalan testinden geçmişti.
Hayatı 28 Ekim 2005 tarihinde değişmeye başladı.
Bu tarihte iki FBI ajanı Thomas Dugan ve Catherine Hanna, FBI'daki görevi öncesindeki ilişkilerini görüşmek için kendisi ile görüştü.
Bu görüşme sırasında kendisine ; Musevilerin ABD'deki en güçlü lobilerinden biri olan AIPAC (American - Israeli Public Affairs Committee) bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan iki isim - Steven Rosen ve Keith Weismann ile ilişkileri soruldu.
Aynı gün, FBI'daki güvenlik yetkilerinin askıya alındığı ve ücretsiz izne çıkarıldığı bildirildi.
Geçen süre zarfında, "ulusal güvenlik" gerekçesi ile hakkında yapılan işlemler hakkında bilgi alamadı ve temyize gitme hakkı engellendi ve Haziran 2008'de FBI'dan çıkarıldığı kendisine bildirildi.
Bu kişinin ismi "John Doe". Aslında gerçek ismi bu değil.
ABD'de adet olduğu üzere davalarda ve soruşturmalarda, güvenlik gerekçesi ile ismi saklı tutulan veya kimliği belirlenemeyen kişilere verilen bir jenerik isim ; John Doe.
Gerçek ismini bilmiyoruz.
Avukatlarının ismi ise belli : 7 Ocak 2010 tarihinde mahkemeye sundukları dilekçenin altında yazıyor.
Mark S. Zaid, Bradley P. Moss , Ilana S. Greenstein.
Bu avukatlar müvekkillerinin Yahudi olduğu gerekçesiyle ayrımcılığa tabi tutulduğunu öne sürüyorlar.
Müvekkilerinin ; AIPAC bünyesindeki isimlerle sadece tasnif dışı, gizli olmayan bir kaç belgeyi paylaştığını ve bunun da işi gereği yaptığı, standart bir işlem olduğu iddiasındalar.
"John Doe" 'nun isminin soruşturmaya; FBI'in İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesi ile, ABD Savunma Bakanlığında orta düzey bir analizci olarak çalışan Lawrence Franks'i incelemeye alması sonucu dahil edildiği anlaşılıyor. Bu soruşturma sırasında AIPAC'ta yapılan aramalarda John Doe'nun ilgili kişilere faksladığı dökümanlara rastlanıyor ve ismi soruşturmaya dahil ediliyor.
Davanın ayrıntıları ABD Devleti'nin nasıl işlediğine ve kendi içinde nasıl kılcal damarlara sahip olduğuna dair çok değerli ipuçları içeriyor.
"ABD'de böyle şeyler olmaz" diyecek kadar cahil Rasim Ozan Kütahyalı gibi tiplerin gevezeliği ve kıl yoldurmayı bırakıp daha ne kadar çok okumaları gerektiği de bu gibi ayrıntılara girince daha bir netleşiyor.
FBI ile içli dışlı polislerimiz, "Ergenekon" soruşturması sırasında neden bir kez olsun "yabancı" bir unsuru araştırmadılar veya yabancı bir kurum bünyesinde araştırma yapamadılar da, kendi devletlerinin kozmik bürosunda arama yapmayı gözümüze kahramanlık gibi soktular şeklinde soruları da akla getiriyor bu dava.
Fakat bu davanın işaret ettiği en önemli olgu şu :
ABD Devleti içinde, özellikle FBI merkezli olarak, İsrail/Yahudi lobisi etkisine ket vurmaya kararlı bir kanat var ve bu kanat sembolik hamlelerle kendine alan açıyor.
ABD Devleti'nin içerisinde "ulusalcı" bir kanat var anlayacağınız.
Ve bu "ulusalcı" kanat, bizim "ulusalcıları" hapse atmayı "demokrasi" olarak yutturan küreselci kanatla içli dışlı.
ABD'nin "ulusalcı" kanadı ise "İsrail"i kendi bünyesinde söküp atmak adına sembolik hamleler yaparken; İsrail'e bir cepheyi de Türkiye'de açmış durumda.
ABD Devleti içindeki "ulusalcı" kanat henüz zemin kazanmamışken Yahudilerden cesaret ödülü alanların , bugün ABD Devleti içindeki İsrail karşıtı "ulusalcı kanat" hareketlendiği noktada İsrail'e aslan kesilmesini biraz da bu gözle inceleyin.
Askerinin başına çuval geçirildiğinde ABD'ye tek bir nota çalamayan karakterlerin, bugün elçisini alçak koltuğa oturtanlara karşı çaldıkları isyankar senfoninin ilhamını kendi içlerinde değil, yukarıda anlattığımız "John Doe" davasında arayın.
"John Doe", İsrail'e yaşanan cepheleşmede "Tayyip Erdoğan"'dan daha önemli bir iç dinamiğe işaret ediyor çünkü.
Ne yazık ki, bu iç dinamik de bize ait değil.
BEHİÇ GÜRCİHAN
|
|
|
Bu haber 758 kere okundu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
mantık tarfından 02.02.2010 23:35:41 tarihinde yazılmış.
restleşme değil, bu çok güzel bir blöftür.
Sn yazar israille gerkçesi olmayan bir restleşmeyi böyle bir olaya bağlamaktansa BOP projesi kapsamında değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Olaya bu pencereden bakacak olursak ki öyle bakmamız gerekecek. Bop eş başkanlığı, Ilımlı islam, yeni osmanlı düzeni, gibi terimlerden yola çıkarak: İsailin BOPta yeri olabilirmi? olamaz(birinci hatta ikinci aşamada bile olamaz)görülüyor. peki israil ilk aşamada olmayacaksa, bop eşbaşkanının itibarını o bölgede artırmak için ABD talimatıyla ve israilin bilgisiyle tayyibin vurması çok güzel ve isabetli olmazmı? Süper olurdu zaten olduda. Eşbaşkanada bu yakışmadı değil.Eş başkan olmayı hak etti. İst. bld bşk iken ne yapyıda yurdun dörtbir yanında fısıltı gazeteleriyle yaptıkları şişirilerek halk gözünde nasıl büyütüldü ise şimdide ortadoğu halkı gözünde büyütüldüğü gibi. Amaç Erdoğan nezdinde BOP değil askeriyesi, devlet yapısı, meclisi, zenginliği dağıtılmış bir türkiye yaratmak. böyle olmalıki BOP, ABDnin bopu olsun.birde bu açıdan bakarak değerlendirme yapmak gerekir, diye düşünüyorum. İşte ozaman taşlar yerine oturacaktır. Yorum yazma pencerenizin darlığı bizleri zor duruma düşürüyor. Okuyucunuza kıymet vermediğinizin bir göstergesi değil inşallah.
|
|
|
|
|
|
|
|