 |
Ana sayfa
Sema ALTUN
Yazıları |
|
Labirent..
|
|
 |
Sema ALTUN
İçrem...
|
|
diğer yazılarım
|
|
Artık bir kapıdan girmişsinizdir. Ve kapı ardınızdan kapanmıştır. Yapacağınız pek bir şey yoktur. Önünüzde uzanan labirente girmişsinizdir bir kere. O labirentde ilerlemek ve çıkışı bulmak zorundasınızdır. Labirentde dolaşmanın bir çok riski vardır. Bir kere, karşınıza neyin ve kimlerin çıkacağını kestiremezsinizdir. O labirentde ilerlersiniz, ilerlemek zorundasınızdır. Zira seçenek yoktur. Ama durun durun.. bir seçenek daha vardır. İlerlemeyi reddetmek, girdiğiniz kapının önünde oturmak. Size verilen süre bitene dek orada öylece oturmak.
Ama kaç insan orada öylece oturmayı seçer sizce? Seçmez.. Çünkü, insan doğasına aykırıdır. Mutlaka merak edecektir labirenti, göreceklerini, başına gelecekleri, kimlerle karşılaşacağını, neler yaşayacağını.
O labirent, hayatımızdır. İlerledikçe karşımıza neyin çıkacağını bilemediğimiz hayatımız..
Yürüsünüz.. yürürsünüz.. Karşınıza bir çok insan çıkar. Bir çok olay yaşarsınız. Bazılarımız, sorunsuz, engelsiz bir yolculukla bitirir labirenti. Ve çıkışa ulaşır. Bazılarımız da, o kadar şanslı değildir. Karşılaştığımız olaylar ve insanlar hayatımızdan çok şey alır götürür. O kadar çok kandırılmışsınızdır ki,artık bir güven sorunu edinmişsinizdir. Bu sorunla baş etmenin yolu, sanki tekrar, tekrar güvenmekten geçer gibi gelir insana uzunca bir süre. Ama bir süre sonra, daha temkinli davranmak gerektiğine inanırsınız. Elbette ki iyi niyetli insanlar olacaktır bu yolculuk da size eşlik eden. Ama yine de çok yaralanmışsınızdır. Kolay kolay güvenemezsiniz artık.
İnsanlar sözler verir durmadan. Yerine getirmedikleri, getiremeyecekleri sözler.. yalanlar, riyalar. Bunu öyle kolay ve hızlı yaparlar ki, siz daha ne olduğunu anlamadan, kandırılmış ve kırılmışsınızdır bir kere.
Bunu yapanlar, arkalarına bile bakmadan ortadan kaybolmuşlardır bile. Böyle kıran, döken insanların bir de çok enteresan bir yanları vardır. Asıl şaşırtıcı olan da budur zaten. Asla kandırılmaya ve kırılmaya tahammülleri yoktur. İstedikleri dürüstlük tek yanlı ve bencilcedir. Kendilerine yapılmasını istemedikleri bir çok şeyi, başkalarına yapmakta bir sakınca görmezler nedense.
Oysa, dürüst olmanın tek bir duruşu vardır. Dürüstlüğü kendine ne kadar istiyorsan, başkalarına da o kadar dürüst olacaksındır. Lakin böyle olabilmek çok emek ve çaba ister. Zor olan ama doğru olan da budur.
Ne yazık ki, zor olanı kimse istemez.( En azından, büyük bir çoğunluk)
Günümüzde, içi boşaltılan o kadar çok değer var ki, üzülmemek elde değil.
İçi boşaltılan ve üzerine asıl anlamından başka her şey yüklenen değerlerin başında, dürüstlük gelir. Ardından, onur, erdem ve daha nice güzelleri. Aslında her biri diğerine bir şekilde bağlıdır. Hele ki dürüst olmak. Neredeyse tüm değerlerin başını çeker. O olduğunda sırasıyla diğerleride, doğal olarak onu takip eder.
Eğer dürüstseniz, zaten sözünüzün eri bir insansınızdır. Sizi bu değeri savunmakdan hiç bir güç vazgeçiremez.
Eğer dürüstseniz, bu sizi aynı zamanda duyarlı bir insan kılar. Biri için meraklanır, endişelenir ve emek verirsiniz. Öyle merhaba deyip, ortadan kaybolmazsınız.
Eğer dürüstseniz, zaten iyi bir yol arkadaşısınızdır. Ve size kimse aksini yaptırtamaz.
Eğer dürüst biri iseniz, iki eliniz kanda bile olsa, sevdiğinize, dostunuza, kardeşinize, annenize, babanıza of dediği yerde yetişirsiniz. Yalan söyleyemezsiniz. Doğru bildiğinizden şaşmaz, karşınızdakinin doğrularına da saygı duyarsınız. Sahte söylemler size göre değildir. Timsah gözyaşları dökmeyi bilmezsiniz. Ağladınızmı yüreğinizden ağlarsınız. Gülmeniz de yürektendir zaten.
Eğer dürüstseniz, zaten onurlusunuzdur. Zaten erdemlisinizdir.
Dürüstlük, bizleri insan yapan en önemli özelliğimizdir. Can yakmazsınız. Eğer yalan söylemek zorunda kalmış veya bırakılmışsanız bir şekilde, gözlerinizi kaçırma özelliğinizi kaybetmemişsinizdir hala..
Ama o yalanı karşınızdakinin gözlerinin içine baka, baka söyleyebiliyor ve yüzünüz bile kızarmıyorsa, artık bir insan değilsinizdir. Sizin için yapılabilecek pek bir şey yoktur. Artık yitmişsinizdir.
Ve o labirentin içinde sonsuza dek dolaşmak zorundasınızdır. Asla çıkışı bulamayacak olansınızdır.
Kendi adıma konuşmam gerekirse eğer, çok kırılmış ve hırpalanmış olabilirim. Ama öte yanda öyle bir dostum ve yol arkadaşım var ki, bana şunu hissettirmiştir hep..
''İyi ki bu kapı önümde açılıp ardımdan kapatılmış. İyi ki bu labirentde yol almışım. Eğer bu yolculuğa çıkmasaydım, onunla karşılaşmayacak, yeterince zor olan bu yolculuk da dinlenmek ve bir soluklanmak için o vaha hiç olmayacaktı. Teşekkürler dostum. Ne güzel oldu seninle karşılaşmamız. Artık korkmuyorum. Biliyorum ki, o çıkışı bulmak seninle birlikteyken daha kolay ve keyifli olacak''
Bu yazımı biricik ve sevgili dostuma itaf ediyorum.
|
|
|
Bu haber 582 kere okundu.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
noone tarfından 27.12.2009 23:02:17 tarihinde yazılmış.
Harika
Siteyi beğeni ile takip ediyoruz.
Gündemin üzücü kahredici takibinden
sonra soluklanmak için güzel bir köşe yaratmışsınız sevgili Altun.Çok samimi bir yazı olmuş,herkese bir tanede olsa böyle bir dost diliyoruz ..Elinize sağlık..
|
|
|
|
|
|
|
|